- Ben askerliğin her şeyden ziyade sanatkârlığını severim. ( 1912 )
(Sadi Borak, Atatürk'ün Özel Mektupları)
- Ordunun vazifesi, vatanı çiğnemek isteyen düşmana karşı ayağa kalkmaktır. Bu kalkış, elbette yerinde durmak için değil,
düşmana atılmak için olursa kalkılmış olduğuna değer. ( 1914 )
(M. Kemal Atatürk, Zabit ve Kumandan İle Hasbihal)
- Kumandanlar her hal ve andaki duruma karşı gereken tedbirleri tereddütsüz ve süratle almaya mecburdurlar. ( 1914 )
(M. Kemal Atatürk, Zabit ve Kumandan İle Hasbihal)
- Herhalde askerlerimizin ruhunu kazanmak bizim için bir vazife olduğu gibi evvelâ onlarda bir ruh, bir emel, bir karakter
yaratmak da Allah'tan ve Medine-i Münevvere'de yatan Cenâb-ı Peygamber'den sonra bize yöneliyor. ( 1914 )
(M. Kemal Atatürk, Zabit ve Kumandan İle Hasbihal)
- Muharebede yağan mermi yağmuru, o yağmurlardan ürkmeyen eri, ürkenlerden daha az ıslatır. ( 1914 )
(M. Kemal Atatürk, Zabit ve Kumandan İle Hasbihal)
- Zaferi, denizi kontrol altında tutan, ihtiyacı olduğu şeyi, ihtiyacı olduğu zaman, istediği yere nakledebilen ülke kazanır. ( 1915 )
(Ernest Jackh, Dünya Siyasetinin Merkezi Ortadoğu)
- Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesinlikle bilmelidir ki, bize verilmiş namus vazifesini tamamen yerine
getirmek için, bir adım geri gitmek yoktur.
Uyku ve istirahat aramanın, bu istirahatten yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar yoksun kalmasına sebep
olabileceğini hepinize hatırlatırım. Bütün arkadaşlarımın aynı görüşte olduklarına ve düşmanı tamamen denize dökmedikçe
yorgunluk belirtileri göstermeyeceklerine şüphe yoktur. ( 1915 )
(Ayşe Afetinan, M. Kemal Atatürk'ün Karlsbad Hatıraları, 1983, TTK Yay.)
- Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zamann içinde yerimize başka kuvvetler ve
komutanlar gelebilir. ( 1915 )
(M. Kemal Atatürk, Anafartalar Muharebatına Ait Tarihçe, 1962, TTK Yay.)
- Biz de askeriz, biz de bu orduya kumanda etmiş adamız. Türk Askeri kaçmaz, kaçmak nedir bilmez... Eğer Türk Askeri'nin kaçtığını görmüşseniz,
derha kabul edilmelidir ki, onun başında bulunan en büyük kumandan kaçmıştır. ( 1918 )
(Falih Rıfkı Atay, Atatürk'ün Bana Anlattıkları)
- Ben Türk Ordusunun yabancısı bir adam değilim; ben ordu ile küçük rütbelerden beri içten teması olan bir askerim. Ben,
hadiselerin akışı ile ordunun içinde subay, nihayet komutan olarak iş görmüş ve kanaatime göre başarılı olmuş bir komutanım.
Türk Ordusunu, onun faziletini, kıymetini ve bu ordu ile neler yapılabileceğini bizim kadar anlayan az olmuştur. ( 1918 )
(Falih Rıfkı Atay, Atatürk'ün Bana Anlattıkları)
- Kuvvetli bir ordu denildiği zaman anlaşılması lazım gelen anlam, her kişisi, bilhassa subayı, komutanı; medeniyetin ve
tekniğin gereklerini kavramış ve ona göre iş ve hareketlerini uygulayan yüksek ahlâkta bir topluluktur. Şüphe yok ki temel
amacı, vazifesi, düşüncesi ve hazırlığı vatan savunmasıyla sınırlanmış olan bu topluluk, memleketin siyasetini idare
edenlerin en nihayet verecekleri kararla faaliyete geçer. ( 1918 )
(Hikmet Bayur, Belleten, TTK, Cilt:XXXII, No:128, 1968)
- Bir ordunun cevheri ne olursa olsun, siyasete karışırsa birlikte hareket ve savaşma yeteneğini temelinden kaybeder. Ve
vatanın savunma gücünü hiçe indirir. Siyasete karışmış bir ordunun, karışmadan önceki disiplini ve savaşma yeteneğini
yeniden kazanabilmesi için çok zaman ister. ( 1918 )
(Ali Fuat Cebesoy, Atatürk'ün Yüksek Kumandanlık Kudret ve Meziyetleri)
- Askerler mert olur. Türk Askeri ise mertlerden daha mert ve pek civanmert olur. ( 1919 )
(Cevat R. Yularkıran, Reşit Paşa'nın Hatıraları, 1939)
- Milletin bağımsızlığı tehlikeye girdiği zaman millet, ordularını kendi toplar ve yalnız bir hareket tarzı kabul eder; o
da kurtuluş uğrunda sonuna kadar kanını dökmek. ( 1919 )
(E. Ziya Karal, Atatürk'ten Düşünceler, 1981)
- Ordumuz hayat ve onur mücadelesinde milletin ve milletin gayelerinin tek dayanağıdır. Ordunun, kendisine verilen bu yüce
vazifeleri hakkı ile başarabilmesi için sahip olması gerekli niteliklerden birincisi, demir gibi bir disiplindir. ( 1920 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:V, (Tamim ve Telgrafları) )
- Eğer ölmek gerekirse o da yapılır. Ölmek ancak öldürmek amaç ve hedefine yönelmiş olmalıdır. Fakat öldükten sonra hiçbir
gaye sağlanamayacaksa neye yarar? ( 1920 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Gerçekte bütün amacımız bu milli sınırlar içindeki milletimizin rahatını, refahını ve bu milli sınırlar ile belirlenmiş
vatanımızın bütünlüğünü korumaktan ibarettir. ( 1920 )
(TBMM Gizli Celse Zabıtları, Cilt:I)
- Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin
en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatınla, hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi temiz kalbinle düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için gönül borcumu ve teşekkürümü söylemeyi nefsime en aziz bir borç bilirim. ( 1921 )
(Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri)
- Türk Milleti hakikaten büyük millet. Hüner ona lâyık kumandan olabilmekte. ( 1921 )
(Yunus Nadi, Ayın Tarihi, No:60, 1938)
- Bu milletin evlatlarının fedakarlıkları, kahramanlıkları için ölçü bulunamaz. Erlerimiz hakkında yeni bir şey ilave
etmek isterim: Kahraman Türk askeri Anadolu muharebelerinin manasını anlamış yeni bir ideal ile savaşmıştır.
Böyle evlatlara ve böyle evlatlardan oluşan ordulara sahip bir millet elbette hakkını ve bağımsızlığını tam anlamıyla
korumakta başarılı olacaktır. Böyle bir milleti bağımsızlığından yoksun etmeye kalkışmak hayal ile uğraşmaktır. ( 1921 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Türkiye Ordusu... ölmemek için yenmeye karar vermiş olan bir milletin şeref ve bağımsızlığını savunmak olan kutsal
vazifesini her türlü büyük yokluklar içinde yerine getirmeye mecbur olmuş; fakat hak ve adaletin son zaferine olan inanç,
galibiyeti sağlamıştır. Sakarya Zaferi'ni kazanmak için en küçüğünden en büyüğüne kadar sevinçle çalışan Türkiye halkı ve
ordusu, gerek muharebe esnasında ve gerek muharebeden sonra... bütün Doğu memleketlerinde gösterilen bu sevgiden özellikle
duygulanmışlardır. Bu sevgi gösterileri, Türkiye halkının Sakarya Muharebesi'nde bütün Doğu milletlerinin kurtuluşu için
mücadele ettiğini bu milletlerin de kavradıklarını ispat etmiştir. ( 1921 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Milletin savunmada kararlılığı devam ettikçe batı dünyası başka başka fikirlere yöneldiler, başka fikirlere sahip oldular.
Öncelikle batı milletleri, kendi hükümetlerinden başka türlü düşünmeye başladılar. Herhalde burada bir milletin varlığını
tanımak düşüncesini açığa vurdular. ( 1921 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:V (Tamim ve Telgrafları) )
- Milli sınırlarımız içerisinde memleketin bütünlüğünü, milletin tam bağımsızlığını sağlamak. Bizim millete karşı üstümüze
aldığımız vazife bunu yerine getirecektir. Bundan dolayı meclisin ve hükümetin takip ettiği siyaset bu amacı elde etmeye
yönelmiştir. Heyetimiz hedefe yürürken daima memleketin, milletin gücüne dayanarak yürütmüştür. ( 1921 )
(TBMM Gizli Celse Zabıtları, Cilt:II)
- Bizi yok etmek düşüncesi karşısında, varlığımızı silahla korumak ve savunmak çok doğaldır. Bundan daha doğal ve daha
haklı bir hareket olamaz. ( 1921 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin ordusu istilalar yapmak veya saltanatlar yıkmak veya saltanatlar kurmak için
şunun bunun elinde ihtiras âleti olmaktan uzaktır.
Ordu, insanca ve bağımsız yaşamaktan başka gayesi olmayan milletle aynı ideale sahip olmaktan gurur duyan ve yalnız onun
emrine bağlı ve sadık öz evlatlarından oluşmuş saygıdeğer ve kuvvetli bir heyettir. ( 1922 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının vazifesi "Misak-ı Milli" (Milli Ant) hükümlerini sağlamaktır. ( 1922 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:III)
- Bugün mutluluğunu hissettiğimiz zaferi ancak milletimizin iman azmi, kudreti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları'nın
süngüleri kazanmıştır. Üzerinde başka türlü hiçbir kuvvet, hiçbir baskı yoktur ve olmamıştır.Milletin ve orduların kabiliyeti,
bütün milli hedeflerimizi sağlayacak derecededir. Memleketin kaynaklarının bolluğu halkın çalışma kabiliyeti ve orduların süngüleri
barış zamanında her türlü neticeyi elde edecektir. ( 1922 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Bir millet, bir meclis ve hükümet, ordusunu kendisinden bilir, ona güvenir ve itimat ederse birliklerinin başında
birtakım kontrol heyetleri bulundurmaya gerek yoktur. ( 1922 )
(TBMM Gizli Celse Zabıtları, Cilt:III)
- Memleketimizin bereketli topraklarından, sonsuz değerlerinden çeşit çeşit ve zengin kaynaklarından kimseye muhtaç olmadan
hakkıyla yararlanabilmek için ve bundan dolayı milletimizi mutlu ve refahlı, ordumuzu tüm ihtiyaçları karşılanmış ve güçlü
yaşatabilmek için, sanat şarttır.
Sanatın en basiti, en şereflisidir. Kunduracı, terzi, marangoz, saraç, demirci, nalbant sosyal hayatımızda, askeri hayatımızda
hürmete, şerefe en layık sanatkârlardır. ( 1922 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- ( Esir alınan Yunan Generali Trikopis'e söylenmiştir: ) Harp bir talih
oyunudur, general. Siz, vazifenizi yaptınız. Mesuliyet talihten geliyor.
Üzülmeyiniz. ( 1922 )
- Düşmanın taarruzla başlayacak bir hareketine karşı, bizim karşılık olarak vermiş olduğumuz karar yine taarruzla cevap
vermektir. ( 1922 )
(TBMM Gizli Celse Zabıtları, Cilt:III)
- Kurtuluş için... Bağımsızlık için eninde sonunda düşmanla bütün varlığımızla vuruşarak onu mağlup etmekten başka karar
ve çare yoktur ve olamaz! Sinir gevşetici sözlere, telkinlere önem verilmemeli ve itimat edilmemelidir. Osmanlı tarzı idare
ve siyasetin yarattığı bu çeşit anlayış reddedilmelidir. Ordu ile, muharebe ile, inat ile bu işin içinden çıkılmaz şeklindeki
kaynağı dışarıda olan, öğütlere uyarak; bir vatan, bir millet bağımsızlığı kurtulamaz. Tarih, böyle bir olay kaydetmemiştir.
Bunun aksini düşünerek hareket edeceklerin, acılı sonuçlarla karşılaşacaklarına şüphe yoktur. ( 1922 )
(Nutuk, Cilt:II)
- Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin muzaffer orduları, yeni zaferler kazanma aşkı ile yetinmezler. Fakat bu zafer
( kazanma ) aşkı, milletin esenlik ve mutluluğunu sağlama aşkından kaynaklanmaktadır. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Ordumuz babalarına ve atalarına layık evlatlardan meydana geldiğini göstermiştir. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Türkiye Devleti'nin bağımsızlığı kutsaldır. O, sonsuza kadar güven içinde ve her çeşit tehlikeden korunmuş olmalıdır.
Devletin bağımsızlığının, millet ve memleket hayatının tek koruyucusu kahraman ordumuzdur. Bundan dolayı, askeri
teşkilatımızın özel bir itina ile düzenlenmesi ve geliştirilmesi en önemli hususlardandır. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Mutlaka şu ve bu sebepler için, milleti harbe sürüklemek taraftarı değilim. Harp zarurî ve hayatî olmalı. Gerçek
kanaatim şudur: Milleti harbe götürünce, vicdanımda acı duymamalıyım. "Öldüreceğiz" diyenlere karşı, "Ölmeyeceğiz" diye
harbe girebiliriz. Lâkin millet hayatı tehlikeye uğramadıkça, harp bir cinayettir. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Süngü, kuvvet, şeref ve haysiyetin müdafaa edemediği hatlar, başka hiçbir prensiple müdafaa edilemez. ( 1923 )
(Falih Rıfkı Atay, Atatürk'ün Bana Anlattıkları, 1955)
- Bir ordunun değeri, subay ve kumanda heyetinin değeri ile ölçülür. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Savaş alanlarında düşmanlarını yenenler ve zafer kazanan milletler çoktur. Fakat gerçek zafer, gerçek zafere hazırlanmak
için gerekli güçlerin kaynağını güçlendirmekle mümkündür. ( 1923 )
(Taha Toros, Atatürk'ün Adana Seyahatleri, 1981)
- Askerlik hayatını öyle bir okul haline koymalıdır ki, hem vatanı savunabilecek derecede askerlik sanatını öğrensin ve
hem de memleketine döndüğü zaman bütün köy için ve köy halkı için ve hayatı için faydalı olabilecek şeyleri öğrensin. ( 1923 )
(Arı İnan, Gazi M.Kemal Atatürk'ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, 1982)
- Çiftçiler, halk, millet yalnız birşey için silaha sarılmalıdır. Milli sınırları içinde hayatı, bağımsızlığı, egemenliği
için... Yani bizim askeri politikamız bir savunma politikası olmalıdır. ( 1923 )
(Arı İnan, Gazi M.Kemal Atatürk'ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, 1982)
- Bütün düşmanlarımız, bütün dünya anlamıştır ki; egemenliğini çok kıskanç bir şekilde savunan ve koruyan milletimiz
memlekete ayak basacak düşmanları kovacak ve yok edecektir. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Benim için ordumuzun kıymetini ifade ölçü şudur: Türk Ordusu'nun bir birliği, eşitini mutlaka mağlûp eder; iki mislini durdurur ve tesbit eder. Şimdilik bundan fazlasını istemiyorum. Çünkü fazlasını milletimizin yaradılışından sahip olduğu cengaverlik zaten temin etmektedir. Fakat bu kıymeti mutlaka muhafaza etmek lâzımdır. Bunu askerî bir esas, bir kaide olarak göz önünde tutmalıdır. Bu kıymet korundukça teşkilâtımızı, talim ve terbiyemizi, sevk ve idaremizi bu hedef ve gayeye yürüttükçe, Türkiye'nin her türlü taarruzdan, tecavüzden korunmuş olacağına ve korunacağına kimsenin şüphesi kalmaz. ( 1924 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir. Biri millet kararı, diğeri en üzücü ve en güç şartlar içinde dünyanın
takdirlerine hakkıyla lâyık olma niteliğini kazanan ordumuzun kahramanlığı; bu iki şeye güvenir.
Bu ordular tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklar, fedakârlıklar göstermiştir. Şanlı zaferler kazanmıştır. Millet ve
memleketin gerçekten minnet ve teşekkürüne hak kazanmıştır. ( 1924 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Türkiye en zayıf zannedildiği bir zamanda ordusu sayesinde en kuvvetli olduğunu ispat etmiştir. Ordumuz vatan içinde
zafer kazanmıştır. Bu durum Türkiye'nin olağanüstü gücünün, yüce kararlılığının ve ölmez varlığının en belirli delilidir.
Düşmanın vatan içine girmiş olması düşman lehine birçok durum ve sebepler doğurur. Bütün bu güçlükleri aşarak düşmanı vatan
içinde yenmek, ortadan kaldırmak başlı başına bir varlık, büyük bir kuvvet eseridir. Vatan içerisinde yenilginin sonucu son
derece kötüdür, tehlikelidir. Bu gerçeği doğrulayan yakın ve uzak tarihi örnekler çoktur. ( 1924 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Memleketin genel hayatında orduyu siyasetin dışında tutmak prensibi, Cumhuriyetin daima dikkat ettiği bir esas noktadır.
Şimdiye kadar takip edilen bu yolda; Cumhuriyet orduları vatanın güvenilir ve sağlam koruyucusu olarak saygınlığını
muhafaza etmiştir. ( 1924 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Sınırlarının önemli ve büyük kısımları deniz olan Türk Devleti'nin donanmasının da kuvvetli ve büyük olması gerekir.
O zaman Türkiye Cumhuriyeti daha rahat ve emin olacaktır. Mükemmel ve güçlü bir Türkiye Donanması'na sahip olmak amaçtır.
Bunun ilk hareket noktası harp gemileri alınmasından önce, onları başarıyla sevk ve idare edecek yetenekte komutanlara,
subaylara, uzmanlara sahip olmaktır. ( 1924 )
(Raşit Metel, Atatürk ve Donanma, 1966)
- Afyonkarahisar - Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son safhası olan 30 Ağustos Muharebesi Türk tarihinin en önemli
bir dönüm noktasını meydana getirir. Milli tarihimiz çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk milletinin burada
kazandığı zafer kadar kesin neticeli ve bütün tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir yön vermeye
kesin etkisi olan bir meydan muharebesi hatırlamıyorum.
Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk Devleti'nin, genç Türk Cumhuriyeti'nin temeli burada sağlamlaştırdı. Hayatının sonsuzluğu
burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu gök yüzünde uçan şehit ruhları devlet ve Cumhuriyetimizin sonsuza kadar
muhafızlarıdır. ( 1924 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Dünyada sevgisi benim için yegâne cömert olan şey Mehmetin, Türk Köylüsü'nün asaletinden gelen şeylerdir. Onun sevgisine inanmış ve kanmış
olanlar insanların en bahtiyarlarıdırlar.
(Ferit Celal Güven, Yücel Dergisi, Cilt:10, Sayı:57, 1939)
- Mehmetçik, o ne elmastır o, Mehmetçik dünyanın en yiğidi, Mehmetçik... ( 1925 )
(İsmail Habib Sevük, Atatürk İçin)
- Vatanın iç ve dış herhangi bir tehlikeden en az fedakarlıkla en az zamanda kurtulması için tek çare, herhangi bir
seferberlik çağrısına her vatandaşın derhal ve hiç zaman kaybetmeksizin uymasıdır.
Vatandaşlarım! Türk vatanının gelişmesi, bütünlüğü ve her tehlikeden korunması bir seferberlik çağrısına derhal uymaktır.
Bu prensibi yetişkinlermizin ve yetişecek evlatlarımızın daima hatırında bulundurmalıyız. Türk vatanseverliğinin birinci
özelliği vatan savunması çağrısı karşısında her işi bırakarak silah altına koşmaktır. ( 1925 )
(Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri)
- Milleti yönetenlerin dayanağı ordu olmuştur. Diğer milletlerde ordu ile millet daima birbiriyle karşı karşıyadır.
Halbuki bizde tamamıyla bunun tersidir. ( 1925 )
(Mustafa Selim İnce, Atatürk'ün Şapka Devriminde Kastamonu ve İnebolu Seyahatleri)
- Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı, "Başaracağım" diye başlayanın ve "Başardım" diyebilenindir. ( 1925 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Süngü, kuvvet, şeref ve onurun savunamadığı hatlar, başka hiç bir prensiple savunulamaz. ( 1926 )
(Falih Rıfkı Atay, Atatürk'ün Bana Anlattıkları, 1955)
- Ordu, Türk Ordusu!.. İşte bütün milletin göğsünü itimat, gurur duygularıyla kabartan şanlı ad!
Ordumuz, Türk birliğinin, Tüek kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir.
Ordumuz, Türk topraklarının ve Türkiye idealini gerçekleştirmek için harcamakta olduğumuz sistemli
çalışmaların yenilmesi imkânsız teminatıdır. ( 1927 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Ben, ordumuzun varlığını ve kuvvetini, paramızla uyumlu olarak bulundurmak teorisini kabul edenlerden değilim; "paramız
vardır, ordu yaparız; paramız bitti, ordu dağılsın..." Benim için böyle bir mesele yoktur. Efendiler, para vardır veya yoktur,
ister olsun ister olmasın, ordu vardır ve olacaktır. ( 1927 )
(Nutuk, Cilt:II)
- Bütün ordusu üstün düşman ordusu karşısında mağlup ve kendiliğinden geri kaçarken, kılıcını çekip tek başına atını,
düşman kumandanının çadırına saldırarak ölüm arayan Türk Kumandanları görülmüştür. ( 1927 )
(Nutuk, Cilt:II)
- Bir Türk komutanının, ordusunu kullanmaksızın, herhangi bir kötü rastlantı ve kötü talih sonucu bile olsa, düşmana esir
düşmesini biz hoş görsek de, tarih bunu asla affetmez ve affetmemelidir. Türk İnkılâp Tarihi'nin gelecek nesillere sözleri ve
uyarısı işte budur... ( 1927 )
(Nutuk, Cilt:II)
- Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla
ıslanmadıkça, terk edilemez. Onun için küçük, büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük, büyük her birlik
ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki birliğin çekilmeye mecbur
olduğunu gören birlikler, ona bağlı olamaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar dayanmaya ve direnmeye mecburdur. ( 1927 )
(Nutuk, Cilt:II)
- Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten daha çok fenadır. ( 1927 )
(Nutuk, Cilt:II)
- Muharebeye "ya şehit veya gazi olmak için" gidilir. Genel olarak, yiğitlik meydanında ölenlerin hepsine şehit denilirse
de, sağ kalanların hepsine gazi ünvanı verilmez. Bu ünvanı ancak kanun verir. ( 1927 )
(Nutuk, Cilt:II)
- Tarihte yarılmamış ve yarılmayan cephe yoktur... Cepheler delinebilir, buna karşı tedbir, delinen kısmı derhal kapamaktan
ibarettir. Bu ise cephe üzerindeki kuvvetlerden başka, geride, ihtiyatta kuvetli kademeler bulundurmakla mümkündür. ( 1927 )
(Nutuk, Cilt:II)
- Yurt toprağını karış karış, kanını akıtarak ve canını vererek savaşan Mehmetçiğin hakkını ben evliyalara kaptırmam.
Kimileri benim bu davranışıma, halkın inancını inciten yersiz bir davranış gözüyle bakmış olabilirler; ama ben, hele yurdun
savunmasında güvenilecek gücün evliyaların, yatırların "maneviyatı" olamayacağını hatırlatmayı artık zorunlu bulmuştum. ( 1927 )
(Kadri Yaman, Yurt Müdafaasında Türk Gençliği, 1938)
- Bütün maddi ve manevi varlığını, vatan savunmasına adamakta ağır davranan ve kayıtsızlık gösteren milletler, savaşı ve
muharebeyi ciddi olarak göze almış ve başarabileceklerine inanmış sayılamazlar. ( 1927 )
(Nutuk, Cilt:II)
- Vatanı savunmak için yetiştirilen her tür iç politika ve anlaşmazlıkların dışında ve üstünde saygın bir durumda bulunan
Türk Subayı'nın gericiler karşısındaki yüksek vazifesinin vatandaşlar tarafından yalnız saygıyla karşılandığına şüphe
yoktur... Büyük ordunun kahraman subayı ve Cumhuriyet'in idealist öğretmen topluluğunun değerli üyesi Kubilay Bey'in temiz
kanı ile Cumhuriyet'in canlılığını tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır. ( 1930 )
(Cumhuriyet Gazetesi, 28.12.1930)
- Türk Milleti ordusunu çok sever, onu kendi idealinin koruyucusu telâkki eder. ( 1931 )
(Ayın Tarihi, Cilt:XXV, Sayı:84-85, 1931)
- Millet ve kahraman çocuklarından meydana gelen ordu, o derece birbiriyle kaynaşmıştır ki, dünyada ve tarihte bunun
örneği çok enderdir. Bu milli görünüş ile daima övünebiliriz. ( 1931 )
(Ayın Tarihi, Cilt:XXV, Sayı:84-85, 1931)
- Devletin yüksek bünyesinin sarsılmaz temeli olan ve milli ideali, milli varlığı ve inkılâbı kollayan ve koruyan
Cumhuriyet ordusunun ve onun kıymetli ve fedakâr mensuplarının daima hürmet ve şeref mevkiinde tutulmasına özel itina
gösteririz. ( 1931 )
(Hasan Rıza Soyak, Atatürk'ten Hatıralar, Cilt:II)
- Havacılarımız, bütün ordu ve donanmamız gibi vatanı korumaya hazır kahramanlardır. Büyük millet, bu soylu evlatlarıyla
kendini mutlu sayabilir. ( 1935 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Olaylar, Türk milletine, iki önemli kuralı yeniden hatırlatıyor: Yurdumuzu ve haklarımızı savunacak kuvvette olmak...
Barışı koruyacak uluslararası çalışma birliğine önem vermek... ( 1935 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Deniz silahlarına önem veriyoruz. Denizcilerimizin iyi silahlı ve iyi eğitimli olarak hazırlanmaları büyük emelimizdir. ( 1936 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Türk Milleti ve onun küçük ve büyük yaştaki çocukları çelikten yapılmış heykellerdir; onların ne olduklarını anlamak için onlarla savaş meydanlarında
boy ölçüşmek lâzımdır. İşte böyle bir teşebbüstür ki, Türk Gençliği'nin binlerce sene evvelden beri tanınmış olan yüksek kıymet,kuvvet, kudret
ve yenilmek zekâsının imtihanı olur. Türk Milleti her an ve her kiminle olursa olsun böyle bir imtihana hazırdır. ( 1937 )
(Ayşe Afetinan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, 1959)
- Büyük milli disiplin okulu olan ordunun; ekonomik, kültürel, sosyal savaşlarımızda, bize aynı zamanda en lüzumlu elemanları da yetiştiren büyük okul haline getirilmesine, ayrıca özen gösterilip, gayret edileceğine şüphem yoktur. ( 1937 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Vatanın ve rejimin koruyucusu olmakla kalmayıp en geniş ve gerçek anlamı ile bir barış unsuru ve bir eğitim ve öğretim ocağı olan yenilmez ordumuzun... son sistem silah ve motorlu araçlarla donatılması yolundaki çalışmalara hız vermeliyiz. ( 1938 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk Ordusu!
Memleketini en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felâket ve sıkıntılardan ve düşman saldırısından nasıl korumuş ve kurtarmış isen, Cumhuriyet'in bugünkü verimli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtaları ile donatılmış bir şekilde vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem
yoktur...
Türk Vatanı'nın ve Türklük topluluğunun şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an yapmaya hazır ve hazırlanmış olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır. ( Ulus Gazetesi, 30 Ekim 1938 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Dünyada sevgisi benim için cömert olan tek şey, Mehmetin, Türk köylüsünün asaletinden gelen şeylerdir. Onun sevgisine
inanmış ve kanmış olanlar insanların en mutlu olanlarıdır.
(Ferit Celal Güven, Yücel Dergisi, Cilt:X, Sayı:57, 1939)
- Bir milletin alın yazısını müsbet ve menfî olarak tayin eden meydan muharebelerdir. Çünkü bir harbin neticesi ancak
meydan muharebelerindeki zafer veya mağlûbiyetle belli olur.
(Ayşe Afetinan, Ülkü Dergisi, Cilt:2, Sayı:22, 1948)
- Silah arkadaşlığı, fikir arkadaşlığı demektir.
(Burhan Cahid, Atatürk'ün İki Cephesi)
- Askerî plân arzuya değil, hesaba dayanarak tanzim olunmalıdır.
(Oğuz Kâzım Atok, Ülkü Dergisi, Cilt:6, Sayı:71, 1944)
- Vatan savunmasına ait vazifelerden daha önemli ve yüce vazife olamaz.
(Kadri Yaman, Yurt Müdafaasında Türk Gençliği, 1938)
- Vatan kesinlikle esenliğe kavuşacak, millet kesinlikle mutlu olacaktır. Çünkü kendi esenliğini, kendi mutluluğunu memleketin ve milletin esenliği için feda edebilen vatan evlatları çoktur.
(Sadi Borak, Atatürk'ün Özel Mektupları, Sayı:810, Sayfa:11, 1961)
- Bir milletin alın yazısını olumlu veya olumsuz olarak belirleyen meydan muharebeleridir. Çünkü bir harbin sonucu ancak
meydan muharebelerindeki zafer veya mağlubiyetle belli olur.
(Ülkü Dergisi, Cilt:II, Sayı:22, 1948)
|