"YURTTA SULH, CİHANDA SULH" için çalışıyoruz. ( 1931 )
(Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri)
- Milletler arası anlaşmazlıklar, ancak iyi niyetle ve genel çıkarlar adına karşılıklı fedakârlık yolu ile
halledilebilir.
(Hasan Rıza Soyak, Fotoğraflarla Atatürk ve Atatürk'ün Hususiyetleri, 1965)
- Bayrak, bir milletin bağımsızlık alâmetidir. Düşmanın da olsa hürmet etmek lâzımdır.
(Muzaffer Kılıç; Nükte, Fıkra ve Çizgilerle Atatürk III, Der:N.A.Banoğlu)
- Harbçi olamam. Çünkü, harbin acıklı hallerini herkesten iyi bilirim.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk)
- Milletimiz, insancıl, çağdaş gayelere değer verir ve teknolojik, endüstriyel ve ekonomik durum ve ihtiyacımızı takdir
eder. Bunun için devlet ve milletimizin iç ve dış bağımsızlığı ve vatanımızın bütünlüğü saklı kalmak kaydıyla... milliyet
esaslarına uymakta olan ve memleketimize karşı saldırgan emel beslemeyen herhangi devletin teknolojik, ekonomik, endüstriyel
yardımını memnuniyetle karşılarız... ( 1919 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:III)
- Dış siyasetimizde başka bir devletin hukukuna tecavüz yoktur. Ancak hakkımızı, hayatımızı, memleketimizi, namusumuzu,
savunuyoruz ve savunacağız. ( 1921 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Büyük hayaller peşinde koşan, yapamayacağımız şeyleri yapar gibi görünen sahtekâr insanlardan değiliz. Efendiler;
büyük ve hayali şeyleri yapmaktan yapmış gibi görünmek yüzünden bütün dünyanın düşmanlığını, kinini bu memleketin ve bu
milletin üzerine çektik. Biz Panislamizm yapmadık. Belki "yapıyoruz, yapacağız" dedik. Düşmanlar da "yaptırmamak için bir
an önce öldürelim!" dediler. Panturanizm yapmadık! "Yaparız, yapıyoruz dedik, yapacağız dedik" ve yine "öldürelim" dediler!
Bütün dava bundan ibarettir. Efendiler; bütün dünyaya korku ve telaş veren kavram bundan ibarettir. Biz böyle yapmadığımız
ve yapamadığımız kavramlar peşinde koşarak düşmanlarımızın adedini ve üzerimize olan baskılarını arttırmaktansa tabii
halimize, asıl durumumuza geçerli olan durumumuza dönelim. Kendimizi bilelim. Bu nedenle efendiler, biz hayat ve bağımsızlık
isteyen milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatımızı feda ederiz. ( 1921 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin çıkarları gerektirdiği takdirde, insanlığı meydana
getiren milletlerden her biriyle medeniyet gereklerinden olan dostluk ve siyaset ilişkilerini büyük bir dikkatle takdir ederim.
Ancak benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de, bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım. ( 1921 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:III)
- Askerî hareket, siyasî faaliyetin ümitsiz olduğu noktada başlar. Ümidin güven verici bir şekilde geri gelmesi orduların
hareketinden daha hızlı, hedeflere varışı temin edilebilir. ( 1922 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:III)
- Dış siyaset bir toplumun iç bünyesi ile sıkı şekilde ilgilidir. Çünkü iç bünyeye dayanmayan dış siyasetler daima
mahkûm kalırlar. Bir toplumun iç bünyesi ne kadar kuvvetli, metin olursa, dış siyaseti de o oranda sağlam ve dayanıklı olur. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Dış siyaset, iç kuruluş ve iç siyasete dayandırılmak zorundadır, yani iç teşkilatın dayanamayacağı genişlikte olmamalıdır. Yoksa hayalî dış siyasetler peşinde dolaşanlar, dayanak noktalarını kendiliğinden kaybederler. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Arzumuz dışarda bağımsızlık, içerde kayıtsız ve şartsız milli egemenliği korumaktan ibarettir. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- ( Hatay davası ) Kırk asırlık Türk Yurdu düşman elinde kalamaz. ( 1923 )
(İsmail Habib Sevük, Atatürk İçin)
- Dış siyasette kuvvetli olabilmek için kuvvetli bir iç siyaset lâzımdır... Ancak bir siyaset, bir devlet ve millet
siyaseti olmadıkça yaşayamaz. İnsanların hayatı kısadır...
Takip olunması akla uygun olan siyaset milletin doğal kabiliyet ve ihtiyacına uygun olanıdır. Bizim için ne İslam birliği ve
ne de Turanizm mantıkî bir siyasi prensip olamaz inancındayım.
Artık Türkiye'nin devlet siyaseti milli sınırları içinde egemenliğine dayalı bağımsız yaşamaktır. Bugünkü milli
hükümetimizin hareket kuralı budur. ( 1923 )
(Arı İnan, Gazi M.Kemal Atatürk'ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, 1982)
- Bizim intikamımız, zalimlerin zulmüne karşıdır. Onlarda zulüm hissi yaşadıkça bizde de intikam hissi devam edecektir. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetler gibi harita üzerinde mütalâa ederim. ( 1924 )
(Burhan Cahit, Gazi Mustafa Kemal, 1932)
- Son yılların hep harice âlet olan muharebelerini ispat etti ki Balkanların yekdireğiyle çarpışmaları kadar mânasız ve acınacak az macera bulunur.
Bu kardeş muharebelerinde ve milletler kendi aralarında boş yere yıpranmışlardır ve bir çaresi bulunmazsa bu kardeş boğuşmaları daha devam edebilir.Yetmedi mi, niçin devam etsin? ( 1924 )
(Yunus Nadi Abalıoğlu, Atatürk Anektodlar-Anılar, Der:Kemal Arıburnu)
- Türk ulusu, iki köklü nitelikle uluslararası ilişkilerde kendini göstermektedir. Bunlardan biri ulusumuzun kendini
savunmak için sarsılmaz bir azim sahibi olarak saygı duyulmaya değer bir güçte olması, diğeri, ulusumuzun dostluklarına
ve antlaşmalarına, durum ne olursa olsun, değişmez bir bağlılıkla uyacağına inanılmasıdır. Türk vatanı, ulusun bu yüksek
niteliklerinin güvenine dayanarak ilerlemektedir. ( 1925 )
(Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri)
- Biz, uluslararası ilişkilerde karşılıklı güven ve saygıyı amaçlayan açık ve samimi politikanın en ateşli
taraftarıyız. Hassasiyetimiz, bu alanda ortaya çıkan durum ve yükümlülüklere karşı, bunların bizim için de geçerli ve
gerçek bir güven sağlayıp sağlamayacağı noktasındadır. ( 1926 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Dış siyasetimizde dürüstlük, ülkemizin güvenliğine ve gelişmesinin korunmasına dikkat etmek prensibi hareketimize
klavuz olmaktadır. Köklü yenileşme ve gelişmeler içinde bulunan bir ülkenin hem kendisinde, hem koşullarında barış ve
huzuru ciddi olarak arzu etmesinden daha kolay açıklanabilecek bir durum olamaz. Bu samimi arzudan esinlenen dış
siyasetimizde ülkenin korunmasını, güvenliğini, vatandaşlarının haklarını herhangi bir saldırıya karşı bizzat savunacağı
güç de özellikle önem verdiğimiz noktadır. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimizi bu ülkede barış ve güvenliği koruyacak bir
bir güçte bulundurmaya bunun için çok önem veriyoruz. ( 1928 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Dış işlerinde dürüst ve açık olan siyasetimiz bilhassa barış fikrine dayalıdır. Uluslararası herhangi bir meselemizi
barışçı yollarla çözümlemeyi aramak bizim çıkar ve anlayışımıza uyan bir yoldur. Bu yol dışında bir teklif karşısında
kalmamak içindir ki, güvenlik prensibine onun vasıtalarına çok önem veriyoruz. Uluslararası barış havasının korunması için
Türkiye Cumhuriyeti yapabileceği herhangi bir hizmetten geri kalmayacaktır. ( 1929 )
(Ayın Tarihi, Sayı:68, 1929)
- Komşuları ile ve bütün devletlerle iyi geçinmek Türkiye siyasetinin esasıdır. ( 1930 )
(Ayın Tarihi, Cilt:XXIII-XXIV, Sayı:79-80, 1930)
- Barış prensibi insanlığın ilerlemesiyle paralel olarak kuvvetlenmektedir. Harpten büyük zararlar görmüş milletlerin bu
prensibe daha büyük bir sadakat ve samimiyetle bağlı olacakları doğaldır... Bu prensibin bütün devletlerce temel siyaset
sayılmasıyladır ki, medeniyet için ve milletlerin mutluluk ve refahı için en gerekli olan barış yerleşmiş olur. ( 1930 )
(Ayın Tarihi, Cilt:XXIII-XXIV, Sayı:79-80, 1930)
- Türkiye'nin güvenliğini gaye tutan, hiçbir milletin aleyhinde olmayan bir barış istikameti bizim daima prensibimiz olacaktır. ( 1931 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Avrupa devlet adamları, başlıca anlaşmazlık konusu olan mühim siyasi meseleleri, her türlü milli egoizmlerden uzak ve
yalnız umumun yararına olarak, son bir gayret ve tam bir iyi niyetle ele almazlarsa, korkarım ki felâketin önü
alınmayacaktır. Zira, Avrupa meselesi İngiltere, Fransa ve Almanya arasındaki anlaşmazlıklar meselesi olmaktan artık
çıkmıştır. Bugün Avrupa'nın doğusunda bütün medeniyeti ve hattâ, bütün insanlığı tehdid eden yeni bir kuvvet belirmiştir.
Bütün maddi ve manevi imkânlarını, topyekûn bir şekilde, dünya ihtilâli gayesi uğruna sefeber eden bu korkunç kuvvet üstelik
Avrupalılar ve Amerikalılarca henüz malûm olmayan yepyeni siyasi metodlar uygulanmakta ve rakiplerinin en küçük hatalarından
bile mükemmel istifade etmesini bilmektedir. Avrupa'da vukubulacak bir harbin başlıca galibi ne İngiltere, ne Fransa, ne de
Almanya'dır. Sadece Bolşevizm'dir. Rusya'nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok harbetmiş bir millet olarak, biz
Türkler, orada cereyan eden hâdiseleri yakından takip ediyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan Doğu
milletlerinin zihniyetlerini mükemmelen istismar eden, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinleri tahrik etmesini bilen
Bolşevikler, yalnız Avrupa'yı değil, Asya'yı da tehdid eden başlıca kuvvet halini almışlardır. (1932 )
(Cumhuriyet Gazetesi, 8 Kasım 1951)
- İtalya, Mussoli'nin idaresi altında şüphesiz büyük bir kalkınmaya ve gelişmeye erişmiştir. Eğer Mussolini, gelecekteki
bir harbe İtalya'nın görünürdeki heybet ve azametini, harb haricinde kalmak suretiyle, gerektiği şekilde istismar
edebilirse, barış masasında başlıca rollerden birini oynayabilir. Fakat korkarım ki, İtalya'nın bugünkü şefi, Sezar rolünü
oynamak hevesinden kendisini kurtaramayacak ve İtalya'nın askeri bir kuvvet yaratmaktan henüz çok uzak olduğunu derhal
gösterecektir. ( 1932 )
(Cumhuriyet Gazetesi, 8 Kasım 1951)
- Bence, dün olduğu gibi yarın da Avrupa'nın mukadderatı Almanya'nın alacağı vaziyete bağlı bulunacaktır. Fevkalâde bir
dinamizme sahip olan bu yetmiş milyonluk çalışkan ve disiplinli millet, üstelik milli ihtiraslarını kamçılayabilecek siyasi
bir cereyana kendisini kaptırdı mı, ergeç Versay Antlaşması'nın tasfiyesine girişecektir. ( 1932 )
(Cumhuriyet Gazetesi, 8 Kasım 1951)
- Bizim düşüncemize göre uluslararası siyasi güven ortamının gelişimi için, ilk ve en önemli şart milletlerin hiç olmazsa
barışı koruma fikrinde, samimi olarak birleşmesidir. ( 1932 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Dış siyasetimiz, başlangıçta kendisine çizdiği hareket şeklinden asla sapmamıştır. Dış siyasetimizin daima milletlerin
refahına sebep olan barış içinde, memleketin gelişmesini amaç edinmiştir. Bu gelişmeyi, tam ve mutlak olarak, bütün
milletlere de dileriz. ( 1933 )
(Cumhuriyet Gazetesi, 29.12.1933)
- Türkiye Cumhuriyeti'nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta barış, dünyada barış gayesi, insaniyetin refah ve
ilerlemesinde en esaslı etken olsa gerektir. Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş olmak bizim için
övünülecek bir harekettir. ( 1933 )
(Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri)
- Milletimizin, savunma vasıta ve kuvvetlerine özel önem vermesi gerektiğini söylemek vazifemdir. Bizim içinde bulunduğumuz
yakın çevrede barış idealinin memnuniyet verici ilerlemeler kaydetmiş olmasından teselli duyabiliriz. Türkiye Cumhuriyeti,
uluslararası barışı ve onun önemini kuvvetlendirmek için, kendi etki ve gücünün olduğu sahada aynı arzuda olanlarla beraber,
hayırlı faaliyetlerde bulunmuştur. ( 1933 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Eğer harp bir bombanın patlaması gibi, birdenbire çıkarsa, milletler harbe mani olmak için silahlı mukavemetlerini ve
mali güçlerini, saldırgana karşı birleştirmekte kararsızlık göstermemelidir. En süratli ve en etkili tedbir; muhtemel bir
saldırgana , taarruzunun yanına kâr kalmayacağını açıkça anlatacak, milletlerarası teşkilatın kurulmasıdır. ( 1935 )
(Hasan Rıza Soyak, Atatürk'ten Hatıralar, Cilt:II, 1923)
- Eğer devamlı barış isteniyorsa kitlelerin durumları iyileştirecek uluslararası tedbirler alınmalıdır. Tüm insanlığın
refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde
eğitilmelidir. ( 1935 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:III)
- Coğrafi durumları ne olursa olsun, milletler birbirine birçok bağlarla bağlıdırlar. ( Dünyada milletler bir apartmanın
sakinleri gibi kabul edilir. ) Eğer apartman, sakinlerinden bazıları tarafından ateşe verilirse, diğerlerinin yangının
etkisinden kurtarılmasına imkan yoktur. ( 1935 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:III)
- Bu sırada, milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük bir mesele, hakikî sahibi öz Türk olan "İskenderun -
Antakya" ve çevresinin mukadderatıdır. Bunun üzerinde, ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz. Daima kendisi ile dostluğa
çok ehemmiyet verdiğimiz Fransa ile aramızda, tek ve büyük mesele budur. Bu işin hakikatını bilenler ve hakkı sevenler,
alâkamızın şiddetini ve samimiyetini iyi anlarlar ve tabiî görürler. ( 1936 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- ( Fransız Büyük Elçisi'ne sohbet esnasında söylenmiştir: ) Ben toprak
büyütme dileklisi değilim; barış bozma alışkanlığım yoktur; ancak antlaşmaya dayanan
hakkımızın isteyicisiyim. Onu almasam, edemem. Büyük Meclis'in kürsüsünden
milletime söz verdim: Hatay'ı alacağım... Milletim benim dediğime inanır.
Sözümü yerine getirmezsem onun huzuruna çıkamam, yerimde kalamam. Ben şimdiye
kadar yenilmedim, yenilmem; yenilirsem bir dakika yaşayamam. Bunu bilerek
ve sözümü mutlaka yerine getireceğimi düşünerek benim dostluğumu lûtfen
bildiriniz ve doğrulayınız, Ekselâns Ambasadör... ( 1937 )
(Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk Tarih ve Dil Kurumları, Hatıralar)
- Bu benim şahsî meselemdir. Durumu Büyük Elçi'ye daha başlangıçta açıkça ifade ettim. Dünyanın bu durumunda, böyle bir
meselenin Türkiye ile Fransa arasında silahlı bir anlaşmazlığa sürüklenmesi kesinlikle mümkün değildir. Fakat ben, bunu da
hesaba kattım ve kararımı vermiş bulunuyorum. Şayet ufukta, bu yolda binde bir ihtimal bile belirirse, Türkiye
Cumhurreisliği'nden ve hattâ Büyük Millet Meclisi âzalığından çekileceğim ve bir fert olarak bana katılacak birkaç
arkadaşla beraber Hatay'a gireceğim. Oradakilerle elele verip mücadeleye devam edeceğim. ( 1937 )
(Hasan Rıza Soyak, Cumhuriyet Gazetesi, 10 Kasım 1949)
- Yarın sabah bir tümen asker yollasam, Hatay'ı alabilirim. Renani için harekete geçmeyen Fransızlar için bir Suriye sancağı için bizimle harbe girmezler. Bunu da bilirim. Fakat ya bu sefer şeref ve namus meselesi yaparlarsa? Milletler belli olur mu? Ben bir sancak için Türkiye'yi harb tehlikesine sokmam. ( 1937 )
(Falih Rıfkı Atay, Çankaya)
- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti aldatılır bir varlık değildir. Onu, aldatabilirim düşüncesinde bulunanların, işte asıl onların kendileri için telâfisi çok güç olacak derecede aldanmış olduklarına ve olacaklarına şüphe edilmemelidir. ( 1937 )
(Asım Us; Gördüklerim, Duyduklarım, Duygularım)
- Barış yolunda nereden bir çağrı geliyorsa, Türkiye onu, gönülden karşıladı ve yardımlarını esirgemedi. ( 1937 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Dünyada şimdiye kadar, başka başka milletlerin birlik yaptıkları ve asrılarca beraber yaşadıkları , tarihte
görülmüştür. Bizim kurmak istediğimiz birliğin tarihte geçmiş olan birliklerin çok üstünde olmasını isteriz.
Tarihi bu kadar yüksek bir idealin esas temel taşı, yalnız geçici politika esaslarında kalmaz. Bunun esas temel taşları
lâzımdır ki, kültür ve ekonomi cevheriyle dolu olsun. Çünkü kültür ve ekonomi her türlü siyasete yön veren
esaslardır. ( 1937 ) - ( Balkan Antantı hakkında )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)
- Milletleri antlaşmalardan ziyade hisler bağlar. ( 1937 )
(Ulus Gazetesi, 20 Mart 1937)
- Barış milletleri refah ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur. Fakat bu kavram, bir defa ele geçirilince devamlı bir özen
ve dikkatli her milletin ayrı ayrı hazırlığını gerektirir. ( 1938 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)
- Çok zaman geçmeden Avrupa'da bir fırtına kopacak, bu müthiş kasırga dünyanın her tarafına yayılacak ve insanlık umumî
bir harb felâketinin bütün kötülükleri ile bir kere daha karşılaşacak! Bu kanlı, tehlikeli durumda tarafsız kalmak, harbe
katılmamak ve devlet gemisini bu fırtına ortasında hiçbir mâniaya çarptırmadan yöneterek harb dışında ve barış içinde
yaşamaya çabalamak bizim için hayatî ehemmiyeti hâizdir. ( 1938 )
(Nihat Reşat Belger, Ulus Gazetesi, 10 Kasım 1961)
|