|
KİŞİSEL BİLGİLER |
|
İLKELERİ
|
ATATÜRKÇÜLÜK |
ANILAR |
1938 ve ANITKABİR |
DİĞER BİLGİLER
|
| 
|
Ahmet Taner KIŞLALI
|
|
|
|
|
Bu sayfada yazılı olan makalelerin yayın hakkına sahip kişi veya kurumlar, makalelerin sitemizde yayınlanmasını istemiyorlarsa, bize elektronik posta yolu ile haber verebilirler...
Elektronik Posta Adresimiz:
tekadamdevrimi@mynet.com
|
|
|
"YÜCE TÜRK MİLLETİ ÖNÜNDE..."
|
|
- Ben Kürdüm. Ama Kürt olduğum için hiçbir yerde farklı muamele görmedim. Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Lütfen daha yüksek sesle söyleyin ki; bu bir Kürt sorunu değil, Güneydoğu sorunudur... Türkiye'deki Kürtlerin büyük çoğunluğunun benim gibi düşündüğüne eminim. Bizi ne HEP temsil ediyor, ne de PKK!...
|
|
|
YAYINLANMAK ÜZERE, CUMHURİYET GAZETESİ'NE GÖNDERDİĞİ SON YAZISI...
|
|
AHMET TANER KIŞLALI'NIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GÜNÜN SABAHI, 22 EKİM CUMA GÜNÜ CUMHURİYET GAZETESİ'NE YAYINLANMAK ÜZERE GÖNDERDİĞİ SON YAZISI... BU YAZI 22 EKİM 1999 TARİHLİ CUMHURİYET GAZETESİ'NDE (SON YAZISI) OLARAK YAYINLANDI
|
|
|
MUSTAFA KEMAL'E SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
|
|
Eğer Türkiye'de bir din devleti kurmak istiyorsanız, Mustafa Kemal'e saldırmanız elbette ki tutarlıdır. Eğer Türkiye'nin bir bölgesini ayırıp ırkçı bir devlet kurmak peşindeyseniz, Mustafa Kemal'e saldırmanın elbette tutarlı bir yanı vardır. (......)
|
|
|
CHP Genel Sekreteri Recep Peker, İtalya gezisinin hemen sonrasında, Atatürk'ün partisini de faşist modele göre yeniden yapılandırmak için bir tasarı hazırladı. Herkesin beğendiği bu tasarı onay için Mustafa Kemal'in önüne geldiğinde, Mustafa Kemal'in gösterdiği tepki ünlüdür: (......)
|
|
|
Atatürk, "kadın ve erkek" Türk insanına verilecek eğitim ilkelerinin saptanması amacıyla, ilk öğretmenler kurultayını işte bu ortamda topladı!... (......)
|
|
|
Ben çok etkilendiğim bu öyküyü o zamanlar yazdığımda, sonunu şöyle bağlamıştım: "Bu sözleri, parası olanlara Bilkent'i, olmayanlara Süleymancı yurtlarını gösterenlere adıyoruz..."(......)
|
|
|
"Kadın konusunda biçim ve kıyafet ikinci derecede kalır. Kadınlarımız için asıl savaşım alanı, başarılı olunması gereken alan, kültürle, aydınlıkla, gerçek erdemle donanmaktır. " (......)
|
|
|
"Millet" koyun sürüsü olmadığını Kurtuluş Savaşı'nda kanıtlamıştır. Ama şimdi, yeni Vahdettinler türemiştir... Tarihi, yalanlarla tersyüz etmek isteyen ve gençlerin çobanlığına soyunan yeni Vahdettinler... Sürü olmadığını kanıtlama sırası şimdi "gençlik"tedir!
Ve kanıtlayacaktır! (......)
|
|
|
Kentlerimizin bazı caddelerinde, Türkçe adlı mağazaya rastlamak neredeyse istisna. Artık berbere değil, "kuaför"e gidiyoruz.
Aydın geçinen bazı çevreler, özlemsel değil "nostaljik" havalardalar. (......)
|
|
|
Bir zamanlar Münir Nurettin gibi, Lefter gibi "büyük yıldız"larımız vardı. Oysa şimdilerde çağdaş uygarlık düzeyine ulaştığımız için, harıl harıl "süper star"lar yetiştirmekle uğraşıyoruz. Bakkallarımız bile "market" oldu; "şenlik"lerimiz ise "festival"... (......)
|
|
|
EVET, ATATÜRK SUÇLUDUR!..
|
|
Biz, asıl suçluyu bir kenara bırakıp suçsuzlarla uğraşıyoruz! Evet... Bugünkü ortamın tek suçlusu Atatürk'tür!.. Eğer bugün 60 milyon insanımız, Batı Trakya'daki Türkün durumunda değilse, bunun suçlusu odur! Eğer 1923'te, kişi başına düşen ulusal geliri 70 dolar olan bir toplum, şimdi 2700 dolara ulaşmışsa; bunun suçlusu odur! (......)
|
|
|
"ATATÜRK'E EVET, AMA YAPTIKLARINA HAYIR!"
|
|
Özal'ın cenaze törenini "Kemalizmin cenaze töreni" ilan edenler.. Atatürk'ün yaptıklarını yıkmadan Türkiye'ye "sivil toplum" ve "demokrasi" gelemeyeceğini savunanlar... Altı ok çöp sepetine gitmeden "sosyal demokrat" olunamayacağını her fırsatta haykıranlar..
Atatürk'ü "tepeden inmeci-militarist" bir devletin kurucusu olarak tanıtmak için yırtınanlar.. Shp'li Kültür Bakanı'nın "baş" danışmanları.. Şeriat yanlıları.. Solcu eskisi hızlı Özalcılar.. Yanlışlıkla ya da "beşinci kol" gibi altı oklu partilere sızıp köşe kapmış numaracı cumhuriyetçiler.. (......)
|
|
|
MÜSLÜMANLIK ve ÇAĞDAŞLAŞMA
|
|
Cumhuriyet tarihinde yapılan ilk Din Kurultayı olayı üzerinde durmak gerekir. İlhan Selçuk ne güzel yazmış: "İslamda içtihat kapısı 11'inci yüzyılda kapanmıştı; ama Atatürk devrimiyle kendiliğinden açıldı; artık 'içtihat kapısı'ndan geçmek için imamlara gerek yok.. İnsanın kendisi, kendisinin imamıdır. Çağımızın Müslümanı, İslamı yorumlamak için başkasının aklına gereksinme duymuyor."
Keşke öyle olsaydı! (......)
|
|
|
Sakallı bir genç soruyor: - Atatürk döneminde inananlara eziyet edildiği, şapka giymedikleri için Menemen'den İzmir'e kadar binlerce kişinin yol boyu asıldığı yalan mı? Elbette yalan! Ama Kemalist devrim sayesinde kurulan Cumhuriyetin en yüce konumuna yükselmiş bir "rahmetli" kişi, çıkıp da Manisa'da "Bu memlekette şapka giymedikleri için insanlar asıldı!" demişse.. O sakallı gencin o "yalan"a inanmış olmasını kınayabilir misiniz? (......)
|
|
|
YANLIŞLIKLAR TRAJEDİSİ!..
|
|
Ekranda bir adam... Daha iki gün önce, milyonlarca kişinin dehşetle açılmış gözleri önünde Atatürk'e ve annesine küfretmiş. Belki yeterince anlaşılamamıştır düşüncesiyle, "Altını çiziyorum" diyerek bir kez daha küfretmiş. Ve karşısındaki çağdaş kafalı,birikimli Türkiye'nin önde gelenlerinden dört gazeteci - yazar. "Adam"a sayın diye hitap etme yarışı içindeler. (......)
|
|
|
KÖY ENSTİTÜLERİ YENİDEN AÇILMALI!
|
|
Türkiye 1920'lerin Türkiyesi değil... Doğru! Kırsal kesimin yapısının ve toplam nüfustaki oranının çok değiştiği de doğru!
Ama geri kalmışlık kısır döngüsünün kırılmasında neredeyse "mucize" bir çözüm oluşturduğu UNESCO tarafından da kabul edilen, Köy Enstitüleri'ne artık gereksinmemiz kalmadığı doğru değil! (......)
|
|
|
Dün 30 Ağustos'tu. Öne çıkan da Atatürk'ün asker kişiliğiydi... Dâhi bir komutan!.. Doğru.Ama asker kişiliği içinde de, o askeri dehanın önüne geçen bir özelliği vardı. Mütareke yapılmış. Ülke yer yer işgal edilmiş. Genç subaylar, yurtseverler üzüntü içinde... İşte o ortam içinde, Mustafa Kemal'i Atatürk yapan özelliklerden birisi, İsmet İnönü'nün şu satırlarında gizli: "Mütareke'yi kaldırıp mücadeleye girmek fikri ( Mustafa Kemal'den gayri ) hiç kimsede yoktu!" (......)
|
|
|
Atatürk, insanların düşlerini bile kuramadıkları şeyleri gerçekleştirdi. Ama iki düşünü gerçekleştiremeden bu dünyadan göçtü.
Çok partili yaşam ve toprak reformu. (......)
|
|
|
Acaba niçin Atatürk yeniden güncelleşti? Niçin yeniden doğdu? Bunun dört nedeni var. Birincisi... Dünyanın son yıllarda yaşadığı değişmeler onu haklı çıkardı. (......)
|
|
|
Mussolini'nin hızlı yıllarındadır. Faşist diktatör, bir konuşmasında bazı ülkeleri tehdit eder. İsim yoktur. Ama yapılan bazı yorumlara göre, bu ülkeler arasında Türkiye'de yer almaktadır. Atatürk'ün Türkiyesi çok sert bir yanıt verir. (......)
|
|
|
MERYEM ANA'NIN YILDIZLARI
|
|
Avrupa Birliği'nin ambleminde niçin 12 adet yıldız var? Üye sayısından dolayı değil, çünkü üye sayısı 9 iken de yıldız sayısı aynıydı. Üye sayısı hep arttı, ama yıldız sayısı aynı kaldı. (......)
|
|
|
Atatürk, Fransız yazar Pernot'a şöyle diyor: "Türk milleti dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinimize, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da böyle inanıyorum. Bilince karşı, gelişmeye karşı engel hiçbir şey içermiyor."
Ve ekliyor: (......)
|
|
|
Çok ilginç bir şekilde, sağın ve solun yobazları, 'Atatürk ve din' konusundaki yorumda buluşuyorlar: - Laiklik Hristiyanlık ile bağdaşır, ama İslam ile bağdaşmaz... Atatürk dine karşı idi... Herkesin yapması gereken temel bir 'tercih' var. Ya dini seçeceksiniz ya da laikliği!
(......)
|
|
|
Yıl 1926... Yer, Trabzon'un Kavaklı Meydanı Ortaokulu... Birinci sınıfın kapısı açılır ve Atatürk görülür. Yanında ünlü din adamlarından Tevfik Hoca vardır. Hoca'ya "Buyrunuz" diye yol gösterir. Hoca, "Önce siz buyurunuz paşam" diye saygıyla eğilir. (......)
|
|
|
Atatürk'ün "tek parti"si, ne Lenin'in ne de Mussolini'nin tek partileri gibiydi. Çünkü, "resmi ideoloji"nin doğal sonucu değildi.
Atatürk tek partili bir yönetim kurma düşüncesi ile yola çıkmamıştı. Tel parti modeli, olayların gelişimi içinde, kendiliğinden ortay çıkmıştı.
(......)
|
|
|
AKILSIZ DOSTLAR MI, YOKSA AKILLI DÜŞMANLAR MI?
|
|
Bekledim belki yalanlanır diye... Meğer doğruymuş! Milli Eğitim Bakanlığı bir karar almış. Her yere "Atatürkçülüğü" sokacaklarmış. Türk dili ve edebiyatı dersinden coğrafyaya, din dersinden fıkıha ( yani İslam hukukuna ), oradan teknik okullardaki meslek derslerine kadar. Gençliği Atatürk'ten soğutmak için 12 Eylül döneminde yapılanlar sanki yetmemiş... (......)
|
|
|
YILAN HİKÂYESİ Mİ, YOKSA HİKÂYENİN YILANI MI?!
|
|
"Atatürk ve Din" konulu açıkoturumun konuşmacılarından birisi de, Gazeteci - Yazar Nevval Sevindi idi. Sayın Sevindi, Cezayir'de çok kişiden aynı şeyi duymuş: "- Çocukken sık sık deniz kıyısına gidip beklerdik... Atatürk gelip bizi de kurtaracak diye!.." (......)
|
|
|
Cumhuriyetimizin 75 yılında, birbirinden farklı beş dönem var. Birinci dönem, Atatürk'ün ölümü ile noktalanmıştı. Kemalist dönem sadece on beş yıl sürdü. (......)
|
|
|
NE DEMİŞLERDİ, NE DİYORLAR?
|
|
Beşiktaş'ın Teknik Direktörü Tochack geçen yıl ufak çapta bir olay yaratmıştı. Türkiye'nin her yerinde Atatürk'e verilen önemi yadırgadığını belli eden bir tavır takınmıştı... Hafiften alaycı, küçümseyici bir tavır. (......)
|
|
|
Amaç "üçüncü bin yılın şafağında" Atatürk'ün nasıl göründüğünü tartışmaktı. Atatürk olayı yirminci yüzyılın başında neydi? Yirmi birinci yüzyılın eşiğinde ne anlam taşıyordu? (......)
|
|
|
Tunus, özellikle Türkiye açısından ilginç ve önemli bir ülke. Kişi başına düşen yıllık ulusal geliri 2 bin dolar dolayında olan bir Arap ülkesi. Ama Türkiye'den çok daha huzurlu, sağlıklı ve barışçı bir toplumsal yapıya sahip. (......)
|
|
|
Varlıkları içinde CHP'ye zarar verenler... Kemalizmin adını bile ağızlarına almamak için her türlü laf cambazlığını yapanlar...
Danışmanı ya da yardımcısı olmaları gerekirken, kendileri genel başkanlığa soyunan "ideolojisiz" teknokratlar... (......)
|
|
|
Kol ya da kafa emekçilerinin, artık kendilerini bu uluslararası güce karşı savunabilecekleri tek araç kaldı: Ulusal devlet! (......)
|
|
|
COLOMB'UN YUMURTASI: KADINLAR!
|
|
Atatürk döneminde, en yüksek kadın milletvekili oranı Finlandiya'daydı. Onun hemen arkasından da, yüzde 4.5 ile Türkiye geliyordu. (......)
|
|
|
Öyle sorunlar vardır ki iki tarafı da doyuracak bir çözüm yoktur. Ya taraflardan birini seçer, onun isteğini yerine getirirsiniz... Ya da "Ne şiş yansın ne kebap" yöntemini seçersiniz. Yani, ne bir yana yaranabilirsiniz ne de öteki yana... (......)
|
|
|
Hangi Yaşar Kemal? "Yeterince cesaretim olsa, İnce Mehmet'in destanı gibi Mustafa Kemal'in de destanını yazmak isterdim; ama başaramamaktan korkuyorum" diyen mi? Yoksa "70 yıllık" bir cinayetten ve tiranlıktan söz eden Yaşar Kemal mi? (......)
|
|
|
Yıllar önce Fransız televizyonunda Dallas dizisi ile karşılaştım. Bir de ne göreyim!.. Dizi aynı dizi, ama isimler Türkiye'dekinden farklı.
Ceyar olmuş "Ceer". ( Ciğer gibi bir şey )... Babi olmuş "Bobi" ( Sanki köpek adı )... Hepsi öyle. Niçin? Çünkü Fransız, Amerikan dizisindeki özel isimleri bile, kendi dil kurallarına göre okuyor. (......)
|
|
|
Sonra bir cumhuriyet, Atatürk, damga pulu havasına girdiğimizi hatırlıyoruz..." Sayın İz, 275 sayfalık bir kitapta, tam sekiz yerde ve "hiç gerekmediği halde" Atatürk'e sataşıldığını saptamış. Şöyle diyor: "Bunlar kitaptan çıkarılsa hiçbir şey değişmez. Yalnız yazarın kimi ruhsal gereksinimleri tahmin edilmemiş olur!" Kim bilir, belki de Orhan Pamuk'un "en birinci aydın" ilan edilmesinde, bu incelemenin de büyük katkısı olmuştur! (......)
|
|
|
Bir gazetede bir fotoğraf: Bir masanın arkasında üç kişi var. Bir basın toplantısı yapıyorlar. Biri gözlüklü, biri sakallı, biri bıyıklı.
Tıpkı klasik dönemin "Üç Güzeller" tabloları gibi... Üç güzel (!), üçü de ünlü. Yaşları ve görünümleri farklı. Ama birbirlerine öylesine benziyorlar ki, tıpkı çocukluğumuzda bayılarak izlediğimiz "Üç Ahbap Çavuşlar" gibi. Ve birbirlerine öyle de yakışmılar ki! (......)
|
|
|
NORMAL ZEKÂLILAR İÇİN BİR YAZI!
|
|
Önce pek Sayın Pamuk'un kitaplarını yarım bırakanlarla alay ediliyor. Sonra romanın nasıl olduğu anlatılıyor. Ve - cehaletimizi biraz olsun gidermek için olacak - bir sürü bilgi alt alta sıralanıyor. Bu kadar bilgiye hayranlık duymamak elbette ki olanksız (!)... Ama ne yazık ki, o bilgilerde de ufak tefek bazı bilgisizlikler var. Örneğin özel Bilgi Üniversitesi'nin bu sayın yöneticisi tarafından, bizlere bu yazılarda verilen derslerin birisi şu tümcelerle başlıyor: (......)
|
|
|
Aslında Atatürk'ün kafasında olan "batılılaşma" değil, "uygarlaşma"dır. Üstelik de, kendi ulusal özelliklerimizi koruyarak uygarlaşmaktır. (......)
|
|
|
"Suçlamalar doğru ise Tunceli - yani Dersim - niçin yıllar boyu Atatürk'ün partisine oy vermiştir? Türkiye'de Kemalist partiye - ya da başka bir partiye - verilen oyların yüzde 70'leri aştığı başka bir il var mıdır?" (......)
|
|
|
Atatürkçülük yerine "Kemalizm" sözcüğünü kullananlar artıyor. Aslında aralarında bir ayrım olmaması gerekir. Ama ben Kemalizm demeyi niçin tercih ettiğimi her fırsatta açıklıyorum. (......)
|
|
|
"Cumhuriyet, Demokrasi ve Kimlik..." Haziran 1996'da İzmir'de üç gün süren bir toplantının konusuydu bu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, 20. kuruluş yıldönümünü çok anlamlı bir biçimde kutladı. (......)
|
|
|
23 NİSAN, MUSTAFA KEMAL, APO...
|
|
Sorularım herkeseydi. Ama "Mustafa Kemal ile Apo'nun yaptıkları aynı şeydir" diyebilen "cahil", "gafil", ya da "hain" olanlara değildir. (......)
|
|
|
"Uluslararası anlayış ve barış yolunda çaba harcamış üstün bir kişi, olağanüstü bir devrimci, sömürgecilik ve emperyalizme karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, insanlar arasında hiçbir renk, din, ırk ayrımı gözetmeyen eşsiz devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu..." Bugün 19 Mayıs, 1996. Ülkenin gene dışta güçlü düşmanları var... (......)
|
|
|
Atatürk'ün önemini azaltmaya yönelik, ABD patentli "tez"lerin Türkiye'de basılması için "sinsice" düzenleri kimler yapıyor? 12 Eylülün yaptıkları, bu stratejide nereye oturuyor? Özal'ın, "2. cumhuriyetçiler"in bu strateji içindeki yerleri nedir? (......)
|
|
|
Bir önceki yazımı bazı sorularla noktalamıştım. Amerikalı bir gazetecinin, Atatürk ve Kemalizmle ilgili bir değerlendirmesinin çağrıştırdığı sorulardı bunlar. Ve o sorulardan yola çıkarak, bazı gerçeklerin altını çizmek gerekiyordu. (......)
|
|
|
ABD ATATÜRK'E NİÇİN KARŞI?
|
|
Varan bir: "CIA İstasyon Şefi" Paul Henze, 1993 yılında bir rapor hazırlıyor; ama "yeni dünya düzeni" ile birlikte gerekliliği de kalmamıştır. "Klasik Atatürkçülük" ölmüştür... Aydınların imam hatip okulları konusundaki endişeleri yersizdir. İran ve Arap parası ile desteklenen köktendincilik, Türkiye için ciddi bir tehlike değildir... (......)
|
|
|
AŞMAK İÇİN, ULAŞMAK GEREKİR!
|
|
Dinciler, Kürtçüler ve "yeni mandacı" numaracı cumhuriyetçiler, "Atatürk'ü yıkmak"tan söz ediyorlar... Kimi aymazlar da "Atatürk'ü aşmak"tan... Aşmak için, önce ulaşmak gerekir. Ulaşabildiler mi ki, aşacaklar?! (......)
|
|
|
Türkiye'nin son yarım yüzyılı, ülkeyi yönetenlerin Atatürk doğrultusuna ihanetleri ile doludur... Ama topluma kazandırdıklarının yitmesi tehlikesi arttıkça, "Yeni nesiller"deki Kemalist bilinç de artmaktadır. (......)
|
|
|
ATATÜRK'ÜN KÜLTÜR DEVRİMİ
|
|
Atatürk, ölümünden iki yıl önce şöyle demişti: "Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür." Birçok özdeyişleri var. Ama bu, onlar içinde özel bir yere sahip. Bir büyük devrim, bundan daha güzel ve özlü bir biçimde anlatılamazdı. (......)
|
|
|
Hazır bazı "devlet büyüklerimiz" ( ! ) bir "tükürük modası" başlatmışken bir önerim var; "Atatürk diktatördü... Kemalizmde demokrasi yoktur... Onu yıkmadan Türkiye'ye demokrasiyi ve sivil toplumu getiremeyiz!" diyenlerin üzerinde bir deneme yapabilirsiniz. Nasıl olsa yüzsüz oldukları için, hakaret anlamına falan da gelmez... (......)
|
|
|
AVRUPALI TÜRKLER ve ATATÜRK
|
|
"Biz Avrupalı Türkleriz!" Güzel! Ama bunu Avrupalılara da kabul ettirmenin tek bir yolu var: Atatürk devriminin kimliği ve heyecanı ile karşılarına çıkmak! (......)
|
|
|
Aynı köşeyi paylaştığım, Toktamış Ateş'e yönelik saldırılar sürüyor. O da kendisini çok güzel savunuyor. Konu "hoşgörü"... Ve de Sayın Ateş'in dinci kesimlerin toplantılarında, TV'lerinde sık sık konuşmacı olması. (......)
|
|
|
2. CUMHURİYETÇİLER, ORDU ve RP...
|
|
Kimisi cehaletinden "yanlış" konuşur. Kimisi gafletinden "yanlış" söyler. Kimisi ise hıyanetinden "yalan" uydurur! (......)
|
|
|
Nâzım'ın "Bir Aşk Masalı"nda Ferhat, Şirin'e şöyle der: - Konuştuğum dil kadar, Türkçem kadar güzelsin! Dilin de, Türkiye'nin de kurtulması, entellerin yerini aydınların almasına bağlı. Osmanlının son döneminde de, entelden geçilmiyordu. (......)
|
|
|
Şimdiki Yunan devlet ve siyaset adamları ise Türkiye'ye Avrupa yolunu tıkamayı kendilerine yaşamsal bir erek yapmışlar. Bin yıl öncesinin düşü ile yaşıyorlar... "Barış havarisi" Theodorakis'leri bile "kin" ve "önyargı" dolu. Düş ve kin üzerine "barış" ve kardeşlik" kurulabildiği nerede görülmüş? (......)
|
|
|
"Yunanlı Kardeş" adlı yazımdan sonra çok telefon ve mektup geldi. Hepsi de o yazıdaki düşünceleri paylaşan, destekleyen içerikteydi. Bazıları da ek bilgi istiyordu. (......)
|
|
|
Heryerde aynı soru: - Time Dergisi, 20. yüzyıla damgasını vuran 20 önder arasında niçin Atatürk'e yer vermedi? Hitler var... Papa var... Humeyni bile var... Ama Atatürk yok! Aslında yanıtlanması gereken soru tek değil, iki: Bir... Atatürk bu 20 isim arasına girecek kadar önemli değil mi? İki... Önemli olduğu halde o listede yer almadıysa, bunun nedeni ne olabilir? (......)
|
|
|
KUBİLAY'LAR UNUTULMAMALI!
|
|
23 Aralık Salı günü, Kubilay olayının 67. yıldönümü. Nakşibendi Tarikatı üyesi Derviş Mehmet, Menemen'de şeriat ilan etmişti. Olaya müdahale eden askeri birliğin başında, Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay vardı. Şeriatçılar genç subayı öldürüp, kafasını kestiler. (......)
|
|
|
|
|
Sayfa Tasarımları Özgür Coşgun'a aittir
..:::: www.TEKADAMDEVRİMİ.com ::::..
|
|