KİŞİSEL BİLGİLER
Hayatı
Anne Soyu
Baba Soyu
Selanik'teki Evi
Kronoloji
Madalyalar
Özlük Dosyası
Özel Eşyaları
Savarona
Pera Palas
Okuduğu Kitaplar
Yazdığı Kitaplar
Yazdığı Mektuplar
Yazdığı Şiirler
Telgraflar
Sevdiği Şarkı ve Türküler
Kurduğu Kurumlar
tekadamdevrimi
İLKELERİ
Cumhuriyetçilik
Ulusçuluk
Halkçılık
Devletçilik
Laiklik
Devrimcilik
Hedef İlkeler
tekadamdevrimi
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürkçülük Nedir?
Temel Esasları
Kimler, Nasıl Tanımladı?
Çeşit Çeşit Atatürkçüler
Gerçek Atatürkçülük
Türk Devrimi Dizini
tekadamdevrimi
ANILAR
[ 1 ] | [ 2 ] | [ 3 ]
[ 4 ] | [ 5 ] |
tekadamdevrimi
1938 ve ANITKABİR
Vasiyeti
Etnografya'dan Anıtkabir'e
1938 Gazetelerinden
Anıtkabir
tekadamdevrimi
HİTABELER
ÖZDEYİŞLER
TÜRK ORDUSU
EKONOMİK VERİ..
ÇANAKKALE
MAKALELER
KÖY ENSTİTÜLERİ
KİTAP ÖNERİLERİ
BİLİYOR MUYDUNUZ?
DİĞER BİLGİLER
. Ata ve Dil
. Ata ve Din
. Ata ve Marksizm
. Birleşmiş Milletler
. Dünyada Atatürk
. Fetvalar
. Milli Kongreler
. Misak-ı Milli
. Türk Kadınının İlkleri
. Vahidettin'in Mektubu
. Faili Meçhul (!) Cinayetler
tekadamdevrimi
EFELERİN AKŞAMI

Atatürk'ün Ankara’ya ayak basışının yıldönümü halkevinde ilk defa kutlanıyordu. Ankaralıların gönülden kopan kadirşinaslığı ile gündüzden beri heyecan içinde olan Atatürk efelerin oyunundan sonra yanına gelmelerini istedi. Efeleri yakınına konmuş iki sandalyeye oturmağa davet etti.

- Şimdi size soframdakileri tanıtayım. Bu büyük bir alimdir, tarih yazar ve okutur. Bu büyük bir yazıcıdır, olanı ve olacağı dile getirir.

Sofradakilerin hepsi için mahsus iltifat ve mübalağa dolu vasıflar buluyor, keskin, kesin, özlü methiyeler sıralıyordu. Sıra seymenlere geldi onlara döndü ve masadakilere tanıttı:

- Bunlar da, bu dünyanın en kahraman milletinin en yiğit insanlarından. Bana gelince, eğer bundan daha iyi tarihimizi bilmesem, bundan daha iyi dertlerimizi dile getiremeseydim, bundan daha iyi asker, bundan daha iyi hatip ve sizden biraz daha yiğit olmasam başınız olmazdım!

Biran başını önüne eğdi, biran yüzünde koyu bir pembelik dolaştı gülümseyerek seymenin birine hitap etti:

- Bırak şunu bunu; ne Mustafa Kemal, ne reisicumhur... İkimizde Türk, ikimizde efe... Sen beni bilmiyorsun , ben seni... Dağda karşılaştık; benden korkar mısın, korkmaz mısın?

- Sayende düşmandan korkmadık ki, senden korkalım.

Cevap Atatürk'ün hoşuna gitmemişti : düşmandan tabii korkmayacaksın, düşman bir başka, Türk değil ki korkasın gel bakalım, tam efe misin?

Başını dizine doğru çekti, gel bana desteklik et bakalım, dedi. Ve onun boynuna namlusunu dayadı; duvarın bir yerine nişan almağa başladı kurşun boynunun tüylerini yalayarak geçen seymende hiçbir kımıldama yoktu, oradakiler seymenin korkudan bayıldığını sanıyordu, kurşunlar bitmişti.

Seymen doğruldu, yüzünde ne bir pembelik, ne bir sarılık vardı, hiç titremeyen, belki biran gürleyen ve gülen bir sesle;

- Kurşunlar bitti mi, paşam? diye sordu :

Bu yüzdeki huzuru bir anlık bakışla sezen Atatürk seymenin ata kurşunu insana zarar vermez inancı ile öyle dimdik ve sakin kalabildiğini anlamıştı. Birden tabancayı yere attı, gözlerinden iri yaşlar damlıyordu. Hıçkırıklı bir sesle dedi ki:

- Demin söylediklerim yalandı, yanlıştı. Ben her şey değilim, ben hiçim. Ben hiç olurdum, eğer bu millet bana böyle inanmasaydı. Bu millet kılı kıpırdamadan benim uğruma canını vermeye hazır olmasaydı, ben hiçbir şey yapamazdım.

(Behçet Kemal Çağlar, Atatürk: Denizden Damlalar)

  RESİMLER
  DUVAR KAĞITLARI
  TAKVİM
  ŞİİRLER
  MARŞLAR
  MP3 - PPS
Sayfa Tasarımları Özgür Coşgun'a aittir
..:::: www.TEKADAMDEVRİMİ.com ::::..